[img]http://www.teknoblog.com/wp-content/uploads/2009/08/itunes-9-social-300-x-287.jpg[/img]
Tüm dijital müzik ve videolarınızı oynatıp yönetebileceğiniz, Mac ve PC için Apple tarafından geliştirilen ücretsiz medya oynatıcısı ve yöneticisi iTunes gelişimine son hızıyla devam ediyor. Müzik arşivi yönetimi konusunda basitliği ve sade arayüzü ile en çok kullanılan programlardan biri olan iTunes sahip olduğu geniş seçenekler ve gelişmiş özellikleri ile kullanıcılara birçok hizmet sunuyor.
iTunes müzik dükkanı üzerinden hem Mac hem Windows kullanıcılarına online müzik alışverişi imkanı sağlayan yazılım en ünlü müzik şirketleri ve bağımsız plak şirketleriyle anlaşmalı olarak 1 milyondan fazla şarkıyı kullanıcılarının beğenisine en uygun fiyat ile sunuyor.
En popüler medya dosya formatlarının tamamına desteği bulunan iTunes AAC teknolojisi ile CD kalitesine daha yakın bir sesi daha küçük dosya boyutlarında sunabiliyor. Kaynak konusunda gelişmiş kütüphane (libary), akıllı oynatım listeleri (playlist) ve 250'den fazla internet radyosu gibi bölümlere sahip olan yazılım içerisindeki entegre CD/DVD yazma aracı ile listeleriniz ve MP3'lerinizi kullanarak kendi MP3 CD'lerinizi ve içerik DVD'lerinizi oluşturmanıza olanak sağlıyor.
Gelişmiş arayüzü ve özelliklerinin birleşmesiyle sizlere mükemmel bir medya keyfi yaşatmayı amaçlayan iTunes görsel gezinti (visual browsing) ve albüm kapağı gösterimi (cover flow) seçenekleri ile müzik dinlerken size görsellikte sunuyor. Aynı zamanda yine Apple tarafından üretilen taşınabilir müzik aygıtlarına (iPod) tam destek sağlayan iTunes iPod Touch ve iPhone işletim sistemlerinin gelişimi ile birlikte dizüstü bilgisayarınızda iPhone üzerinden internete girmek gibi ekstra yenilikler kazanmanıza yardımcı olmaya devam ediyor.
Sahip olduğunuz arşiv içerisinde kolay ve hızlı arama yapabildiğiniz iTunes medya bilgileri konusunda da birçok seçenek ile şarkı hakkında sahip olabileceğiniz bilgilerin birçoğuna kolaylıkla ulaşabilme imkanı sağlıyor.
İndir
http://appldnld.apple.com.edgesuite.net/content.info.apple.com/iTunes9/061-6351.20090909.Tza9j/iTunesSetup.exe
17 Eylül 2009 Perşembe
FiFa 2010 İndir..!
[img]http://img.tamindir.com/ti_e_ul/Lucifer/fifa-10.png[/img]
Electronic Arts'ın en çok satan oyunlarından FIFA Soccer'ın yeni oyunu FIFA 2010 piyasaya çıktı. Dünya çapında pek çok hayranı olan oyunun yeni versiyonu önemli teknik yeniliklerle geliyor. EA FIFA'nın bu yeni versiyonunda gerçekliğe olabildiğince yaklaşmaya çalışmış.
İlk olarak 360 derecelik açıyla top sürebilme özelliğiyle oyuncuların top üzerindeki hakimiyetleri artırılıyor. "Freedom in Physical Play" ismi verilen bu yenilikle iki takım oyuncuları arasındaki hareket kabiliyetleri artırılmış. Bu sayede oyuncular mücadele sırasında daha geniş alan buluyor ve daha yaratıcı hareketler yapabiliyor.
Diğer bir yenilik "Manager Mode" ismi verilen yönetim kısmında. Bu bölümde FIFA Soccer 10 bir önceki versiyonuna göre 50'den fazla geliştirme içeriyor. Bu geliştirmeler temel olarak oyunun gerçekliğini artırmak temelinde oluşturulmuş. Ultra-realistik oyuncu transferleri, gerçek hayata endekslenmiş oyuncu performans grafikleri bunlardan sadece birkaçı.
Önemli! Oyunun demo versiyonu sınırlı sayıda takım seçmeye olanak tanımaktadır.
Minimum Sistem Gereksinimleri:
CPU: 2.4 GHz
RAM: 512 MiByte (XP) veya 1 GiByte (Vista)
Ekran Kartı: Geforce 6600 veya üstü, Ati Radeon 9800 Pro veya üstü, Shader Model 2.0 desteği veya üstü, DirectX 9.0c
Sabit Disk: 4.4 GB veya üstü
İndir: http://static.cdn.ea.com/fifa/u/f/fifa10_pc_demo_ec.exe
Electronic Arts'ın en çok satan oyunlarından FIFA Soccer'ın yeni oyunu FIFA 2010 piyasaya çıktı. Dünya çapında pek çok hayranı olan oyunun yeni versiyonu önemli teknik yeniliklerle geliyor. EA FIFA'nın bu yeni versiyonunda gerçekliğe olabildiğince yaklaşmaya çalışmış.
İlk olarak 360 derecelik açıyla top sürebilme özelliğiyle oyuncuların top üzerindeki hakimiyetleri artırılıyor. "Freedom in Physical Play" ismi verilen bu yenilikle iki takım oyuncuları arasındaki hareket kabiliyetleri artırılmış. Bu sayede oyuncular mücadele sırasında daha geniş alan buluyor ve daha yaratıcı hareketler yapabiliyor.
Diğer bir yenilik "Manager Mode" ismi verilen yönetim kısmında. Bu bölümde FIFA Soccer 10 bir önceki versiyonuna göre 50'den fazla geliştirme içeriyor. Bu geliştirmeler temel olarak oyunun gerçekliğini artırmak temelinde oluşturulmuş. Ultra-realistik oyuncu transferleri, gerçek hayata endekslenmiş oyuncu performans grafikleri bunlardan sadece birkaçı.
Önemli! Oyunun demo versiyonu sınırlı sayıda takım seçmeye olanak tanımaktadır.
Minimum Sistem Gereksinimleri:
CPU: 2.4 GHz
RAM: 512 MiByte (XP) veya 1 GiByte (Vista)
Ekran Kartı: Geforce 6600 veya üstü, Ati Radeon 9800 Pro veya üstü, Shader Model 2.0 desteği veya üstü, DirectX 9.0c
Sabit Disk: 4.4 GB veya üstü
İndir: http://static.cdn.ea.com/fifa/u/f/fifa10_pc_demo_ec.exe
26 Ağustos 2009 Çarşamba
Konu Başlığı Google'da Çıkmıyor..İse !
SORUN
Bloggerda konu başlığının site adından önce çıkmasını istiyorsan resimde sarı olarak işaretlediğim yerleri kodlarında bul ve arasına mavi olarak seçili kodu ekle.
Ekleyeceğin kod: http://ul.to/lx1zz6
Merhaba arkadaşlar,ÇÖZÜM
Bir blogspot kullanıcısıyım. Sitem google arama sonuçların'da çıktığın'da aranan kelime ile çıkmıyor.
Örneğin " smackdown oyna " kelimesi ile 2. sırada çıkıyorum fakat blogspotta açtığım başlık " Smackdown Oyna " fakat 2. sayfadaki sonuçta Sitemin başlığı ve sloganı çıkıyor.
Önce konu başlığı sonra site başlığım çıkmıyor.
Ama linke tıkladığınız'da Smackdown Oyna konusuna geliyor.
Bloggerda konu başlığının site adından önce çıkmasını istiyorsan resimde sarı olarak işaretlediğim yerleri kodlarında bul ve arasına mavi olarak seçili kodu ekle.
Ekleyeceğin kod: http://ul.to/lx1zz6
25 Ağustos 2009 Salı
Çocuklar İçin Güvenli Bir İnternet !!
Çocuklar için güvenli internet
Hayatımızın her alanında birçok kolaylık sunan internet, çok hızlı yaygınlaşarak yaş, cinsiyet, meslek, gelir düzeyi gözetmeden hayatımızın vazgeçilmez araçlarından biri haline geldi. Öyle ki birçok çocuk henüz 6 yaşına gelmeden interneti kullanmaya başlıyor.
Oysa internet, amacına uygun kullanılmadığı zaman çocukların hem sağlığını tehdit ediyor, hem de sosyal açıdan tamiri mümkün olmayan tahribatlara yol açabiliyor.
Yoğun ve kontrolsüz internet kullanımı çocukları, gerçek dünyadan uzaklaştırırken, daha bireysel olmaya itiyor, ailevi ilişkilerin zayıflamasına ve problem çözme becerilerinin gelişmemesine sebep oluyor. Özellikle cinsel içerikli siteler henüz otokontrol mekanizmaları tam gelişmemiş, psikolojik olgunluk süreçlerini henüz tamamlamamış çocuklar üzerinde olumsuz izler bırakabiliyor.
Endişe verici bu durum karşısında çoğu anne ve baba, çocukları korumak için ya internet kullanımını yasaklama yoluna başvuruyor ya da web filtreleme programları ile kötü içerikli sitelere girmelerini engellemeye çalışıyor. Oysa bir şeyi yasaklamak, yasaklanana karşı ilgiyi artırdığı gibi çocuğun anne-babaya olumsuz tavırlar takınmasına da neden oluyor. Zaten ucu bucağı belli olmayan internet içerisindeki bilginin, görüntünün denetlenmesi veya yasaklanması teknolojik olarak kesinlikle mümkün değil.
Bu yüzden çocuklarımızı internet üzerindeki tehlikelerden korumak için yasaklayıcı tedbirler tek başına yeterli gelmeyecektir. Yapılması gereken, çocukla iyi iletişim kurup ona mantıklı, tatmin edici açıklama yaparak ve birlikte bir karara vararak çocuğumuzun interneti doğru bir şekilde kullanması için gerekli bilinci vermek olacaktır.
İnternetin bilinçli ve çocuğumuzun faydasına bir şekilde kullanılması için öncelikle anne ve babaların daha sonra da çocukların üzerine düşen aşağıdaki sorumlulukları yerine getirmeleri gerekiyor.
***
Çocukların güvenle sörf yapmaları için anne ve babalara öneriler
Çocuğunuzun internete girdiği bilgisayar, çocuğun odasında değil, evinizin ortak kullanım alanı içinde olmasına dikkat edin.
Çocuğunuz ile birlikte internet kullanımı kurallarını kapsayan internet sözleşmesi hazırlayın.
Çocuğunuzun bilgisayar kullanma süresi ile aktivitelere ayrılan süreleri arasındaki dengeyi kurun.
Çocuğun gelişimine uygun siteleri ziyaret etmesini sağlamak ve internette gereğinden çok vakit geçirmesini önlemek için, kaynak sitelerin listesini çocuğunuzla beraber hazırlayıp İnternet Explorer'daki sık kullanılanlar listesine ekleyin.
Çocuklara kesinlikle aile büyüklerinin bilgisi dışında internet arkadaşlarıyla yüz yüze görüşme yapmamasını mutlaka öğretin. Eğer bir buluşma olacaksa ona eşlik edin ve buluşma yerinin güvenli bir yer olmasına dikkat edin.
Çocuklarınız için koyduğunuz kuralların etkili olabilmesi için aileniz içinde iyi bir iletişim zemini oluşturmanız gerekir.
İnternet için kullanılan bilgisayara mutlaka antivirüs ve web filtreleme programları yükleyin.
Çocuğunuza evinizin adresi, okulunun adı, telefon numaranız gibi kişisel bilgileri internet sohbet ortamında kimseye vermemesi gerektiğini öğretin.
Bilinçli ve güvenli internet kullanımı hakkında çocuğunuzu bilgilendirin.
Çocuğunuzun internet kullanımını denetleyiniz. Hangi sitelere girdiği, hangi sohbet ortamlarında bulunduğu konusunda fikir sahibi olun.
Çocuğunuzun kötü alışkanlıklar edinmesine sebep olan sitelerden uzak durmasını sağlayın.
10 yaşın altındaki çocuklar interneti kullanırken tamamen sizin gözetim ve kontrolünüzde olmalı. Çevrimiçi olduklarında yanlarında oturun. Yalnızca sizin seçtiğiniz siteleri ziyaret ettiklerinden emin olun.
Sitelerdeki oyunlara, aktivitelere ve yarışmalara katılmadan önce bunların yaşına uygun olup olmadığı konusunda mutlaka size veya öğretmenine danışması gerektiğini öğütleyin.
***
Çocuklar için internet kullanım önerileri
Anne-babanızın bilgisi dışında kimseye adınızı, soyadınızı, evinizin ve okulunuzun adres ve telefon bilgilerini vermeyin.
Birileri rahatsız edici şeyler söyler ya da gönderirse bunları anne-babanızla mutlaka paylaşın.
Bilmediğiniz, tanımadığınız kişilerden gelen e-mailleri hemen açmayın.
Anne-babanızın internet için koyduğu kurallara uyun. Unutmayın bunlar güvenliğiniz içindir.
Anne-babanızın bilgisi dışında internet üzerinden herhangi bir alışverişte bulunmayın.
Hiçbir koşulda kişisel bilgilerinizi, kredi kartı numarası veya şifrelerinizi bir başkasına vermeyin.
Bir aktiviteye ya da oyuna katılabilmeniz için üyelik gerektiren web sitelerine gereğinden fazla kişisel bilgilerinizi vermeyin.
Bazı insanların kötü niyetli olabileceklerini ve çocuk olmadıkları halde çocuk gibi davranabileceklerini unutmayın.
İnternette hiçbir tartışmaya ya da kavgaya katılmayın. Eğer biri sizinle tartışmaya ya da kavgaya kalkışırsa, ona cevap vermeyin ve ailenizi konudan haberdar edin.
12 yaşından küçükseniz, veliniz olmadan internet kafelere gitmeyin.
İnternette sadece tanıdığınız kişilerle sohbet edin. Yabancılarla web kamera kullanarak konuşmayın.
Zararlı ve rahatsız edici sitelerle karşılaştığınızda hemen www.ihbarweb.org.tr'ye ihbar edin.
***
İçerik filtreleme programları
İnternet kullanırken çocuklarınızın kötü içerikli sitelere girmesini engellemek, internet erişim kısıtı getirmek veya çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini öğrenmek için filtreleme yazılımları kullanabilirsiniz. En çok kullanılan web filtre programları:
Volsoft Web Filtre (http://www.webfiltre.com),
ErtemsoftAntiporn (http://www.ertemsoft.net/),
Screen Shirld Anti Porno programı (http://www.screenshield.com/),
iShield (http://www.guardwareinc.com)
Safescreen (http://www.safescreen.net/),
K9 Web Protection (http://www1.k9webprotection.com/), KIDO'Z(http://kidoz.net/index.html),
Child Control ve McAfee Family Protection.
RTÜK tarafından hazırlanan Gözcü,
TTNet Aile Koruma Şifresi.
Hayatımızın her alanında birçok kolaylık sunan internet, çok hızlı yaygınlaşarak yaş, cinsiyet, meslek, gelir düzeyi gözetmeden hayatımızın vazgeçilmez araçlarından biri haline geldi. Öyle ki birçok çocuk henüz 6 yaşına gelmeden interneti kullanmaya başlıyor.
Oysa internet, amacına uygun kullanılmadığı zaman çocukların hem sağlığını tehdit ediyor, hem de sosyal açıdan tamiri mümkün olmayan tahribatlara yol açabiliyor.
Yoğun ve kontrolsüz internet kullanımı çocukları, gerçek dünyadan uzaklaştırırken, daha bireysel olmaya itiyor, ailevi ilişkilerin zayıflamasına ve problem çözme becerilerinin gelişmemesine sebep oluyor. Özellikle cinsel içerikli siteler henüz otokontrol mekanizmaları tam gelişmemiş, psikolojik olgunluk süreçlerini henüz tamamlamamış çocuklar üzerinde olumsuz izler bırakabiliyor.
Endişe verici bu durum karşısında çoğu anne ve baba, çocukları korumak için ya internet kullanımını yasaklama yoluna başvuruyor ya da web filtreleme programları ile kötü içerikli sitelere girmelerini engellemeye çalışıyor. Oysa bir şeyi yasaklamak, yasaklanana karşı ilgiyi artırdığı gibi çocuğun anne-babaya olumsuz tavırlar takınmasına da neden oluyor. Zaten ucu bucağı belli olmayan internet içerisindeki bilginin, görüntünün denetlenmesi veya yasaklanması teknolojik olarak kesinlikle mümkün değil.
Bu yüzden çocuklarımızı internet üzerindeki tehlikelerden korumak için yasaklayıcı tedbirler tek başına yeterli gelmeyecektir. Yapılması gereken, çocukla iyi iletişim kurup ona mantıklı, tatmin edici açıklama yaparak ve birlikte bir karara vararak çocuğumuzun interneti doğru bir şekilde kullanması için gerekli bilinci vermek olacaktır.
İnternetin bilinçli ve çocuğumuzun faydasına bir şekilde kullanılması için öncelikle anne ve babaların daha sonra da çocukların üzerine düşen aşağıdaki sorumlulukları yerine getirmeleri gerekiyor.
***
Çocukların güvenle sörf yapmaları için anne ve babalara öneriler
Çocuğunuzun internete girdiği bilgisayar, çocuğun odasında değil, evinizin ortak kullanım alanı içinde olmasına dikkat edin.
Çocuğunuz ile birlikte internet kullanımı kurallarını kapsayan internet sözleşmesi hazırlayın.
Çocuğunuzun bilgisayar kullanma süresi ile aktivitelere ayrılan süreleri arasındaki dengeyi kurun.
Çocuğun gelişimine uygun siteleri ziyaret etmesini sağlamak ve internette gereğinden çok vakit geçirmesini önlemek için, kaynak sitelerin listesini çocuğunuzla beraber hazırlayıp İnternet Explorer'daki sık kullanılanlar listesine ekleyin.
Çocuklara kesinlikle aile büyüklerinin bilgisi dışında internet arkadaşlarıyla yüz yüze görüşme yapmamasını mutlaka öğretin. Eğer bir buluşma olacaksa ona eşlik edin ve buluşma yerinin güvenli bir yer olmasına dikkat edin.
Çocuklarınız için koyduğunuz kuralların etkili olabilmesi için aileniz içinde iyi bir iletişim zemini oluşturmanız gerekir.
İnternet için kullanılan bilgisayara mutlaka antivirüs ve web filtreleme programları yükleyin.
Çocuğunuza evinizin adresi, okulunun adı, telefon numaranız gibi kişisel bilgileri internet sohbet ortamında kimseye vermemesi gerektiğini öğretin.
Bilinçli ve güvenli internet kullanımı hakkında çocuğunuzu bilgilendirin.
Çocuğunuzun internet kullanımını denetleyiniz. Hangi sitelere girdiği, hangi sohbet ortamlarında bulunduğu konusunda fikir sahibi olun.
Çocuğunuzun kötü alışkanlıklar edinmesine sebep olan sitelerden uzak durmasını sağlayın.
10 yaşın altındaki çocuklar interneti kullanırken tamamen sizin gözetim ve kontrolünüzde olmalı. Çevrimiçi olduklarında yanlarında oturun. Yalnızca sizin seçtiğiniz siteleri ziyaret ettiklerinden emin olun.
Sitelerdeki oyunlara, aktivitelere ve yarışmalara katılmadan önce bunların yaşına uygun olup olmadığı konusunda mutlaka size veya öğretmenine danışması gerektiğini öğütleyin.
***
Çocuklar için internet kullanım önerileri
Anne-babanızın bilgisi dışında kimseye adınızı, soyadınızı, evinizin ve okulunuzun adres ve telefon bilgilerini vermeyin.
Birileri rahatsız edici şeyler söyler ya da gönderirse bunları anne-babanızla mutlaka paylaşın.
Bilmediğiniz, tanımadığınız kişilerden gelen e-mailleri hemen açmayın.
Anne-babanızın internet için koyduğu kurallara uyun. Unutmayın bunlar güvenliğiniz içindir.
Anne-babanızın bilgisi dışında internet üzerinden herhangi bir alışverişte bulunmayın.
Hiçbir koşulda kişisel bilgilerinizi, kredi kartı numarası veya şifrelerinizi bir başkasına vermeyin.
Bir aktiviteye ya da oyuna katılabilmeniz için üyelik gerektiren web sitelerine gereğinden fazla kişisel bilgilerinizi vermeyin.
Bazı insanların kötü niyetli olabileceklerini ve çocuk olmadıkları halde çocuk gibi davranabileceklerini unutmayın.
İnternette hiçbir tartışmaya ya da kavgaya katılmayın. Eğer biri sizinle tartışmaya ya da kavgaya kalkışırsa, ona cevap vermeyin ve ailenizi konudan haberdar edin.
12 yaşından küçükseniz, veliniz olmadan internet kafelere gitmeyin.
İnternette sadece tanıdığınız kişilerle sohbet edin. Yabancılarla web kamera kullanarak konuşmayın.
Zararlı ve rahatsız edici sitelerle karşılaştığınızda hemen www.ihbarweb.org.tr'ye ihbar edin.
***
İçerik filtreleme programları
İnternet kullanırken çocuklarınızın kötü içerikli sitelere girmesini engellemek, internet erişim kısıtı getirmek veya çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini öğrenmek için filtreleme yazılımları kullanabilirsiniz. En çok kullanılan web filtre programları:
Volsoft Web Filtre (http://www.webfiltre.com),
ErtemsoftAntiporn (http://www.ertemsoft.net/),
Screen Shirld Anti Porno programı (http://www.screenshield.com/),
iShield (http://www.guardwareinc.com)
Safescreen (http://www.safescreen.net/),
K9 Web Protection (http://www1.k9webprotection.com/), KIDO'Z(http://kidoz.net/index.html),
Child Control ve McAfee Family Protection.
RTÜK tarafından hazırlanan Gözcü,
TTNet Aile Koruma Şifresi.
Sanal Ortamda En Güvenilir Bilgi Saklama !
Hemen hemen hepimiz internette dolaşırken sonradan işimize yarayabileceğini düşündüğümüz web adreslerini genelde İnternet Explorer veya Firefox programındaki 'sık kullanılanlar' bölümüne ekliyoruz.
Ancak bu siteler kapandığında, haber linkleri değiştiği zaman ya da bilgisayarın işletim sistemi bozulup bilgisayarı yeniden kurmak zorunda kaldığınızda bu bilgilere erişmek imkânsız hale gelebiliyor. Oysa Türkiye'den çıkan bir proje olan Marro.ws sayesinde sadece internet adresleri değil, metinler de saklandığı için dünyanın her yerinden daha önce kayıt ettiğiniz bilgilere veya web adreslerindeki bilgilere erişebiliyorsunuz.
İki genç girişimci Ali Rıza Babaoğlan ve Aykut Karaalioğlu'nun kurduğu Impreda Technology tarafından hayata geçirilen Marro.ws projesi ile kullanıcıların bir kere internet üzerinde eriştiği bilgiye, tekrar çok daha hızlı bir şekilde erişebilmesi amaçlanıyor.
Projelerinin tanıtımını yapmak amacıyla, internetin geleceğinin konuşulduğu ve Google, Xing, Ebay gibi şirketlerin CEO'larının katıldığı Almanya Next 2009'da konuşmacı olarak yer alan ve bir sunum yapan Babaoğlu ve Karaalioğlu, henüz kafalarındaki sistemin daha yüzde 15'ini hayata geçirebildiklerini ifade ettiler.
Marro.ws, Amerika Ursinus Üniversitesi'nde derslerde örnek proje olarak gösteriliyor. Kısa bir süre önce Amerika'da bir ofis açtıklarını ve kurdukları şirket bünyesinde 4 kişiyi istihdam ettiklerini belirten Ali Rıza Babaoğlan, "Küresel krizin etkilerinin azalmaya başladığı şu günlerde, krizden çıkış adına farklı alanlarda yatırım yapmak isteyen vizyon sahibi işadamlarını projemize göz atmaya davet ediyoruz." diyor. Facebook'un yüzde 1'ine 250 milyon dolar verilmesini örnek göstererek bu alanda yatırım yapanların ileride çok kârlı çıkacağını anlatıyor.
12 Ağustos 2009'da II. versiyonu yayınlanan sitenin 5 binin üzerinde aktif üyesi var. Ziyaretçilerinin yarısı Türkiye'den oluşan Marrow.ws sitesi, Amerika, Polonya, İngiltere, İtalya, Çin, Almanya, Belçika ve Hindistan gibi ülkelerden de yüksek oranda ziyaretçi alıyor. Şu anda İngilizce olan site yakında Türkçe dil desteği dahil olmak üzere 6 dilde de yayınlanacak
Nasıl içerik saklayabilirim?
Marro.ws sitesine giriş yaptıktan sonra saklamak istediğiniz sitedeki yazıyı kopyalayıp Marro.ws sitesindeki 'Write it!' kutusuna yapıştırıyorsunuz. İsterseniz yazının üzerindeki görsel hataları kutunun özelliklerini kullanarak düzenleyebilir, istediğiniz yeri kalın, italik ya da altı çizili yapabilirsiniz. 'Tag it!' bölümünde ise eklediğiniz yazıya etiketleme yapabilirsiniz. 'Alias!' bölümünü boş geçerseniz otomatik bir URL oluşturup yazıya o URL üzerinden ulaşmanızı sağlar. Eğer yazıya daha kolay ulaşmak isterseniz URL kısmına istediğiniz kelimeyi yazabilirsiniz. 'Gönder (submit)' butonuna basmadan önce yazının herkese açık ya da size özel olmasını istediğinizi belirtmeniz gerekiyor.
Kullanıcılarına kolay içerik eklemek için Firefox ve İnternet Explorer eklentisi de sunan Marro.ws'ye, bir sitede dolaşırken beğendiğiniz içeriğin tamamını ya da sadece belli bir bölümünü seçerek üzerine sağ tıklayarak anında kaydedebiliyorsunuz. Marro.ws'a eklemek istediğiniz metni seçip sağ tıklayıp "Marro.ws it!" demeniz yeterli.
İnternet üzerinde yer alan tüm metin tabanlı bilgileri kolayca saklayıp dilediğiniz yerden PDF, HTML, TXT gibi değişik formatlarda çıktılarını alabilme imkanı sunan Marro.ws sitesine eklediğimiz içerikleri kimsenin erişemeyeceği sadece kendimize özel bilgi olarak saklayabildiğimiz gibi istersek herkesin bu bilgilere erişebilmesini de sağlayabiliyoruz
Ancak bu siteler kapandığında, haber linkleri değiştiği zaman ya da bilgisayarın işletim sistemi bozulup bilgisayarı yeniden kurmak zorunda kaldığınızda bu bilgilere erişmek imkânsız hale gelebiliyor. Oysa Türkiye'den çıkan bir proje olan Marro.ws sayesinde sadece internet adresleri değil, metinler de saklandığı için dünyanın her yerinden daha önce kayıt ettiğiniz bilgilere veya web adreslerindeki bilgilere erişebiliyorsunuz.
İki genç girişimci Ali Rıza Babaoğlan ve Aykut Karaalioğlu'nun kurduğu Impreda Technology tarafından hayata geçirilen Marro.ws projesi ile kullanıcıların bir kere internet üzerinde eriştiği bilgiye, tekrar çok daha hızlı bir şekilde erişebilmesi amaçlanıyor.
Projelerinin tanıtımını yapmak amacıyla, internetin geleceğinin konuşulduğu ve Google, Xing, Ebay gibi şirketlerin CEO'larının katıldığı Almanya Next 2009'da konuşmacı olarak yer alan ve bir sunum yapan Babaoğlu ve Karaalioğlu, henüz kafalarındaki sistemin daha yüzde 15'ini hayata geçirebildiklerini ifade ettiler.
Marro.ws, Amerika Ursinus Üniversitesi'nde derslerde örnek proje olarak gösteriliyor. Kısa bir süre önce Amerika'da bir ofis açtıklarını ve kurdukları şirket bünyesinde 4 kişiyi istihdam ettiklerini belirten Ali Rıza Babaoğlan, "Küresel krizin etkilerinin azalmaya başladığı şu günlerde, krizden çıkış adına farklı alanlarda yatırım yapmak isteyen vizyon sahibi işadamlarını projemize göz atmaya davet ediyoruz." diyor. Facebook'un yüzde 1'ine 250 milyon dolar verilmesini örnek göstererek bu alanda yatırım yapanların ileride çok kârlı çıkacağını anlatıyor.
12 Ağustos 2009'da II. versiyonu yayınlanan sitenin 5 binin üzerinde aktif üyesi var. Ziyaretçilerinin yarısı Türkiye'den oluşan Marrow.ws sitesi, Amerika, Polonya, İngiltere, İtalya, Çin, Almanya, Belçika ve Hindistan gibi ülkelerden de yüksek oranda ziyaretçi alıyor. Şu anda İngilizce olan site yakında Türkçe dil desteği dahil olmak üzere 6 dilde de yayınlanacak
Nasıl içerik saklayabilirim?
Marro.ws sitesine giriş yaptıktan sonra saklamak istediğiniz sitedeki yazıyı kopyalayıp Marro.ws sitesindeki 'Write it!' kutusuna yapıştırıyorsunuz. İsterseniz yazının üzerindeki görsel hataları kutunun özelliklerini kullanarak düzenleyebilir, istediğiniz yeri kalın, italik ya da altı çizili yapabilirsiniz. 'Tag it!' bölümünde ise eklediğiniz yazıya etiketleme yapabilirsiniz. 'Alias!' bölümünü boş geçerseniz otomatik bir URL oluşturup yazıya o URL üzerinden ulaşmanızı sağlar. Eğer yazıya daha kolay ulaşmak isterseniz URL kısmına istediğiniz kelimeyi yazabilirsiniz. 'Gönder (submit)' butonuna basmadan önce yazının herkese açık ya da size özel olmasını istediğinizi belirtmeniz gerekiyor.
Kullanıcılarına kolay içerik eklemek için Firefox ve İnternet Explorer eklentisi de sunan Marro.ws'ye, bir sitede dolaşırken beğendiğiniz içeriğin tamamını ya da sadece belli bir bölümünü seçerek üzerine sağ tıklayarak anında kaydedebiliyorsunuz. Marro.ws'a eklemek istediğiniz metni seçip sağ tıklayıp "Marro.ws it!" demeniz yeterli.
İnternet üzerinde yer alan tüm metin tabanlı bilgileri kolayca saklayıp dilediğiniz yerden PDF, HTML, TXT gibi değişik formatlarda çıktılarını alabilme imkanı sunan Marro.ws sitesine eklediğimiz içerikleri kimsenin erişemeyeceği sadece kendimize özel bilgi olarak saklayabildiğimiz gibi istersek herkesin bu bilgilere erişebilmesini de sağlayabiliyoruz
Tek Elden Kumanda !!
Tek Elden Kumanda
Hayatımıza televizyonun girişi oturduğumuz yerden elektronik cihazlara hükmetme isteğinin başlangıcıdır. Bu ilk adım bir kablo ucundaki kumandanın kullanılmaya başlanılmasıydı. Ancak gelişim hızlı devam etti. Bir süre sonra kasetle çalışan video oynatıcılar ve onların kumandaları hayatımıza girdi. Sonra televizyonlar için daha kaliteli görüntü alabilmek için uydu sistemleri ve reciver (alıcı)'lar kumanda serisine bir yenisini daha ekledi. Bunları DVD oynatıcılar, klimalar, aydınlatma sistemleri, perdeler vs. şeklinde arttırmak mümkün.
Netice olarak başta hâkimiyet duygusu yaşatan kumandalar zamanla işkence çeşidi olmaya başladı. Çalışmaları için gerekli olan pillerin çevreye verdiği zarar da cabası.
Size tanıttığım "Logitech Harmony One" bütün kumandaları bir kenara kaldırıp tek kumandayla bütün cihazları kontrol etmenizi sağlıyor.
Cihazla birlikte bir kurulum CD'si ve şarj ünitesi geliyor. CD içindeki programı bilgisayarınıza kurduğunuzda aklınızdaki "acaba bizim televizyonu tanır mı?" soruları tamamen ortadan kalkıyor. Çünkü neredeyse dünya üzerindeki bütün markalar ve modelleri programda görmeniz mümkün.
Kolay bir tanımlamanın ardından USB kablo ile bilgisayarınıza bağladığınız Logitech Harmony One artık kullanıma hazır hale geliyor. Kumanda üzerinde her tür cihaz için gerekli olabilecek tuşlar bulunuyor. Bunun yanında dokunmatik ekran sayesinde cihazlar arasında hızlı ve kolay geçiş sağlanıyor.Zemin aydınlatması ve şarjlı pili sayesinde kullanımı kolaylaştırıyor.
Hayatımıza giren bütün kumandalı cihazları tanımlayıp rahatça kullanabileceğiniz Logitech Harmony One 250$ gibi oldukça yüksek bir fiyata satılıyor.
Hayatımıza televizyonun girişi oturduğumuz yerden elektronik cihazlara hükmetme isteğinin başlangıcıdır. Bu ilk adım bir kablo ucundaki kumandanın kullanılmaya başlanılmasıydı. Ancak gelişim hızlı devam etti. Bir süre sonra kasetle çalışan video oynatıcılar ve onların kumandaları hayatımıza girdi. Sonra televizyonlar için daha kaliteli görüntü alabilmek için uydu sistemleri ve reciver (alıcı)'lar kumanda serisine bir yenisini daha ekledi. Bunları DVD oynatıcılar, klimalar, aydınlatma sistemleri, perdeler vs. şeklinde arttırmak mümkün.
Netice olarak başta hâkimiyet duygusu yaşatan kumandalar zamanla işkence çeşidi olmaya başladı. Çalışmaları için gerekli olan pillerin çevreye verdiği zarar da cabası.
Size tanıttığım "Logitech Harmony One" bütün kumandaları bir kenara kaldırıp tek kumandayla bütün cihazları kontrol etmenizi sağlıyor.
Cihazla birlikte bir kurulum CD'si ve şarj ünitesi geliyor. CD içindeki programı bilgisayarınıza kurduğunuzda aklınızdaki "acaba bizim televizyonu tanır mı?" soruları tamamen ortadan kalkıyor. Çünkü neredeyse dünya üzerindeki bütün markalar ve modelleri programda görmeniz mümkün.
Kolay bir tanımlamanın ardından USB kablo ile bilgisayarınıza bağladığınız Logitech Harmony One artık kullanıma hazır hale geliyor. Kumanda üzerinde her tür cihaz için gerekli olabilecek tuşlar bulunuyor. Bunun yanında dokunmatik ekran sayesinde cihazlar arasında hızlı ve kolay geçiş sağlanıyor.Zemin aydınlatması ve şarjlı pili sayesinde kullanımı kolaylaştırıyor.
Hayatımıza giren bütün kumandalı cihazları tanımlayıp rahatça kullanabileceğiniz Logitech Harmony One 250$ gibi oldukça yüksek bir fiyata satılıyor.
Öss Yeni Sınav Sitemi (Ayrıntılı)
Hiçbir ek konu yok. Soru sayısı biraz fazla olacak. Yeni sistem öğrencinin lehine." dedi. 'Sınav sistemi değişti, meslek liseliler istedikleri yere girecekler.' şeklindeki değerlendirmenin ise doğru olmadığını söyleyen Yarımağan, "Meslek liseliler için beklentiler çok ileri gitmemeli." diye konuştu. Yarımağan, yeni sistem ile açık uçlu sorular ile sınav yapmanın alt yapısının da oluşturulduğunu aktardı.
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, CİHAN'a 2010 yılında uygulamaya konacak üniversiteye giriş sistemi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Mevcut sistemde iki aşamanın tek bir oturumda gerçekleştiğini hatırlatan Yarımağan, bunun bazı sakıncaları da beraberinde getirdiğine dikkat çekti. Yarımağan, "Öğrenci, 3 saatlik sürede 180 soruya cevap veriyor, ama bu sorular 10-15 ders ile ilgili. Örneğin; öğrenci 10 dakika Tarih, 15 dakika Coğrafya, arkasından 5 dakika Felsefe, biraz Fizik, Kimya, Biyoloji, Psikoloji, Sosyoloji düşünüyor. Bu durum ise ölçme açısından sağlıklı değil." dedi.
Yeni sınavın bu noktada kolaylık getireceğini kaydeden Yarımağan, "Çocuk bilecek ki, bu sınavda sadece Matematik ve Geometri sorularına yanıt verecek. Kendini bu psikolojiye hazırlayacak." diye konuştu.
SORU SAYISI ARTIRILARAK, ÖĞRENCİNİN DERS DÜZEYİNDEKİ BAŞARILARI BELİRLENECEK
Mevcut sistemdeki olumsuzlukların bir diğerini ise ders gruplarının başarısını ölçmek olarak açıklayan Yarımağan, "Hiçbir zaman Fizik, Kimya, Biyoloji başarısını ayrı ayrı ölçmüyoruz. Fizik ve Biyoloji başarılarını aynı kefeye koyuyoruz. Oysa bazı programlar için fizik başarısı daha önemlidir, bazı programlar için Biyoloji başarısı." ifadesini kullandı.
Yarımağan şunları dile getirdi: "Bugünkü sistemde SAY 2 puanı; tıpta, hemşirelikte, matemeatik- fizik- biyoloji bölümünde kullanılıyor. Oysa bu programlar için gerekli olan bilgi ve yetenek birbirinden oldukça farklı olabilir. Örneğin bilgisayar mühendisliğine giden öğrencilerin Kimya, Biyoloji bilgilerinden çok, belki Fizik bilgileri, Mantık bilgileri artı dil bilgileri önemlidir. Tıpa giden öğrenci için Biyoloji ve Kimya bilgileri ön planda olabilir. Biz bu gün aynı ölçüyü kullanırken, yeni sistemde bu programlara giderken farklı ölçüler kullanacağız. Yani puan türünü çok artıracağız. Puanları hesaplarken de ders başarılarını kullanacağız. Örneğin belli bir puan türünde fiziğin ağırlığı yüzde 20 olacak, Kimyanın ağırlığı yüzde 10 olacak. Bir başka puan türünde ise tersine Biyolojinin ağırlığı fazla olacak, Matematiğin ağırlığı biraz daha az olacak. Her yükseköğretim programının ihtiyacı için veya her yükseköğretim programı grupları için farklı puan türleri tanımlayarak, öğrencilerin seçme ve yerleştirme işlemlerinin daha sağlıklı olarak yapılmasını sağlamaya çalışacağız."
Yarımağan, bu konular ile ilgili YÖK'ün üniversitelerin görüşlerini de alarak karar vereceğini anlattı.
"AYNI DERSLERDEN AYNI BİÇİMDE SORULAR SORULACAK"
Öğrencilerin hazırlanması açısından mevcut sistem ile yeni sistem arasında hiçbir fark bulunmadığını aktaran Yarımağan, "Öğrenci hangi alanlardaki programa gitmek istiyorsa, onunla ilgili derslerini iyi öğrenecek. Yani Fen mühendisliğe gitmek istiyorsa; Matematik ve Fen dersleri ağırlıklı olarak değerlendirilecek." şeklinde konuştu.
Yarımağan, şunları dile getirdi: "Aynı derslerden aynı biçimde sorular sorulacak. Hiçbir ek konu yok. Sadece mesela, MAT 2 testi, bir sınavdaydı; biz onu oradan çıkardık. MAT 2 Testini ayrı bir sınav yaptık. Öğrneğin Haziran'da öğrenciler bugünkü MAT 2 testi yerine ayrı bir sınava girecekler. Lise müfredatında olan sorular sorulacak. Soru sayısı biraz fazla olacak. Öğrenciye de 2 puan hesaplıyoruz. Bir Matemetak bir Geomerti puanı hesaplayacağız. Bugünkü sistemde ise Matematik ve Geometriyi karıştırıp, tek bir puan olarak hesaplıyorduk. Niye böyle bir ayrışmaya gittik? Belki Mimarlık fakültesine girerken; Geometri Matematiğe göre daha önemli. Mimarlık ve benzeri programlara girerken kullanılan puan türünde, Geometrinin ağırlığı daha fazla."
"VELİLERDEN ŞİKYET GELDİ AMA HİÇBİR ŞEY ALT ÜST OLMUYOR"
Yeni sistemin açıklanmasının ardından bazı velilerden, 'Çocuğum bir buçuk yıl sonra sınava girecek. Bugünkü sisteme göre hazırlığımızı yapmıştık. Her şey alt -üst oldu.' şeklinde yakınmalar geldiğini aktaran Yarımağan, "Hiçbir şey alt - üst olmuyor." dedi.
Öğrencinin alan seçmesinde ya da hazırlanmasında hiçbir fark olmadığını aktaran Yarımağan, "Tek fark öğrenci tek sınav yerine, ayrı zamanlarda üç sınava girecek. Daha rahat bir ortamda, daha çok soru cevaplayacak. Bunun öğrencinin lehine olduğunu düşünüyorum." ifadesini kullandı.
"MESLEK LİSELİLER İÇİN BEKLENTİNİN ÇOK İLERİ GİTMEMESİ LAZIM"
"Beklentilerin büyük olmasından kuşku duyarım." diyen Yarımağan, 'sınav sistemi değişti, meslek liseliler istedikleri yere gidecekler biçimindeki' bir değerlendirmenin doğru olmadığını vurguladı.
Yarımağan, "Bir kere, bu ikinci sınavda (Lisansa Yerleştirme Sınavları) soracağımız gerek matematik, gerek fen, gerekse sosyal bilimler soruları, öğrencileri lisans programlarına hazırlayan, genel lisenin müfredatına dayalı olacak. Buradaki matematik testinde, meslek lisesinden mezun olan bir öğrencinin başarılı olma şansı çok yüksek değil. Ama, teknik liseden gelen... Bildiğim kadarıyla teknik liseler, lise fen koluyla eşit dersleri okuyorlar. Teknik liseden gelen bir öğrencinin Fen ve Matematik testlerinde başarılı olup, sınavdan iyi bir derece elde etmesi mümkün olabilir, ama örneğin endüstri meslek lisesinin belirli bir alanından gelen öğrencinin o düzeyde başarılı olma şansı yoktur. Meslek liseliler için beklentilerin çok ileri gitmemesi lazım. Tabii ki, çok başarılı meslek liseliler, önlerinde katsayı farklılığından doğan bir engel yok ise veya bu engel küçük ise... Ama bu engel hiç olmasa bile, yani katsayı eşit uygulansa bile, müfredat nedeniyle, okulun amacı nedeniyle meslek liselilerin lisans programlarına gitmesinde zaten zorluk var.
En çekindiğim konu şudur: Diyelim bir meslek liseli öğrenci, bir mühendislik programına gitmek için, matematik ve fen testlerine cevap vermesi lazım. Oysa liselerde okutulan matematik ve fen derslerinin tümünü o meslek lisesinde okumadıysa, bir kısmını eksik okuduysa, bu açığını gidermek için dershaneye giderse, dershaneye gitmesine rağmen başarılı olma ihtimali çok yüksek olmadığı için, hayal kırıklığına uğrayabilir. Zaten meslek lisesinin amacı öğrenciyi mühendisliğe hazırlamak değildir.
Eğitimini başından beri bütünlük içinde gören öğrenci ile böyle tamamlama eğitimi ile eksiklerini gidermeye çalışan öğrencinin durumu birbirinden farklı olur. Öbür öğrenci girişten itibaren belli bir bütünlük içinde. birbiri ile ilişkileri ile öğrendiği için, o bilgileri daha iyi hazmetmiştir. Eksiğini dershanede kısa sürede gidermeye çalışan öğrenci, aynı şansa sahip değildir. Sınav sistemi değişti herkes her istediği yere gidecek, şeklindeki beklenti, bence gerçeği yansıtmıyor. Ve öğrencilerde gerçekçi olmayan bir beklenti oluşturabilir. Ben bunu tehlikeli bulurum."
ORTAÖĞRETİM BAŞARISININ SINAV PUANINA NE TÜRLÜ KATILACAĞINA YÖK KARAR VERECEK
ÖSYM Başkanı Yarımağan, 0.3 ve 0.8 katsayıları ile ilgili ise, ortaöğretim başarısının bir şekilde yerleştirme puanına dahil edilmesi gerektiğini kaydetti.
Yarımağan, "Sınav puanı belirlendikten sonra, bunun üzerine, ortaöğretim başarı puanı bir türlü, belirli bir katsayı ile çarparak, eklenmesi lazım. Ama bu farklı katsayılar ile çarpılır, aynı katsayılar ile çarpılır, bugünkü katsayılar aynen korunur ya da değiştirilir... Yasa diyor ki, üniversiteye girişte ortaöğretim başarısı belirli bir biçimde dikkate alınır. Dolayısı ile katmak zorundayız. Yasa değişitirilmediği sürece katılması gerekli. Ama nasıl katılacağı YÖK'ün yetkisinde. O konuyla ilgili bir karar ise alınmadı." dedi.
ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 99'U SINAVLARIN İKİSİNE VEYA BİRİNE GİRECEK
Mevcut sistemde öğrencilerin istedikleri alandaki testleri cevaplayabildiklerini hatırlatan Yarımağan, şunları söyledi: "Ama bunun üzerine ortaöğretim başarı puanı düşük bir katsayı ile eklendiği için, şansı çok düşük oluyor. Bugünkü sistemde de isteyen aday MAT 2 testini, isteyen aday FEN 2 testini cevaplıyor. Yeni sistemde de 5 sınav. Bu sınavın saatlerini ayrı ayrı günlere koyacağız. Normal koşullarda, öğrencilerin yüzde 99 u bu sınavların ikisine veya birine girecek. Sadece yabancı dil puanı ile öğrenci alan programlara gitmek isteyen birine girecek. Büyük kısmı ikisine girecek. Ama içlerinden üçüne girenler az miktarda olabilir. Veya kendini denemek isteyen, değişik düşüncesi olup ta beş sınavın beşine de girmek isteyen çok az sayıda öğrenci olabilir. Ben bunları istisna olarak değerlendiriyorum."
BU SİSTEMDE DERSHANEYE İLGİ ARTMAZ YA DA EKSİLMEZ
Sınav sayılarının artmasının dershaneye ilgiyi artıracağı anlamına gelmeyeceğini söyleyen Yarımağan, "Bugünkü sistemde 10 fizik sorusu soruyarsak, yeni sistemde belki 40 fizik soru soracağız. 10 fizik sorusu yerine 40 fizik sorusu soracağız diye, öğrencinin dört katı fazla çalışmasına gerek yok. Sınavlar iki ay içinde yapılacak. Mesela ilk sınava Nisan ayında, ikinci sınava Haziran'ın 20'sinde ve 25'inde girecek. Ortaöğretimde yapıldığı gibi, lise 1, lise 2, lise 3'te bir sınav, liseyi bitirdikten sonra bir sınav yaparsanız, öğrenci dört yıl dershaneye gitme ihtiyacı duyabilir. Biz bütün sınavları lise bitiminde yapıyoruz. Cevaplayacağınız soru sayısının artması, hazırlanma sürecinde değişiklik yapmanız anlamına gelmez. 3 soru için 3 saat çalışıyorsanız, 6 soruya cevap vermek için 6 saat çalışmazsınız, yine 3 saat çalışırsınız. Dolayısı ile bu sistemin dershaneye olan ihtiyacı artırması ya da eksilmesi gündemde olmamalı." şeklinde konuştu.
"AÇIK UÇLU SORULARLA SINAV YAPMANIN ALT YAPISI OLUŞTURULUYOR"
Yarımağan, yeni sistem ile açık uçlu sorular ile sınav yapmanın alt yapısının oluşturulduğun aktardı.
"Bu sistemin ikinci çıkış noktası, hemen olmasa bile birkaç yıl sonra açık uçlu sorularla sınav yapmanın alt yapısını oluşturalım." diyen Yarımağan, "1.5 milyon kişinin girdiği bir sınavda, açık uçlu soru sormak mümkün değil. Ama sınavları birbirinden ayırdığımızda, bizim beklentimiz, Matematik sınavına yaklaşık 500 bin kişi girecek, Fen sınavına 300 bin kişi girecek. 300 bin kişiye yaptığımız bir sınavda, açık uçlu soru sorabiliriz. Kısa cevaplı, açık uçlu sorular sorabiliriz." şeklinde konuştu.
Dünyada bütün sınavlarını çoktan seçmeli test usulü ile yapan tek ülkenin Türkiye olduğunu kaydeden Yarımağan; bu nedenle öğrencinin sentez yeteneğinin hiç gelişmediğini, analiz yeteneğinin ise kısmen geliştiğini belirtti. Yarımağan, "Dolayısı ile öğrenci üniversiteye yetersiz gidiyor." dedi.
Açık uçlu sorularda, öğrenciden nasıl düşünüp, hangi işlemi yapıp, hangi sonucu bulduğunu yazmasının beklendiğini aktaran Yarımağan, değerlendirmenin de objektif bir biçimde yapılabildiğini söyledi.
Yarımağan şöyle devam etti: "Örneğin, biz bugün test sorularında 'şu koşullarda şu kadar parayı bankaya yatırırsanız, üç ay sonra ne kadar faiz elde edersiniz' diyoruz. Altına da şık olarak yazıyoruz: 200 lira, 300 lira, 500 lira. Açık uçlu olduğunda, buna benzer küçük bir soru yine sorulabilir ama altına şıklar yazılmaz. Öğrenciden şu beklenir: Aylık faiz şu kadar olduğu için, bir yıl içinde şu kadar faiz getirir. İkinci yıl da şu kadar faiz getirir. Bunun toplamı da şudur. Yani, belki üç satır ile cevap verecektir. Bunun değerlendirmesinde de öğretmenler için talimat hazırlanıyor. Şu ara sonucu yazana bir puan, şu ara sonucu yazana iki puan, ana sonucu yazana da 3 puan. Toplam sorunun cevabı 5 puan. Kime 5 puan, kime 2 puan, kime 3 puan verileceği kesin kes belli. Şu savaşın sonunda kimler arasında hangi anlaşma yapılmıştır diyorsunuz. Bir hangi devletler arasında yapıldığını yazmasını istiyorsunuz, bir tarihini istiyorsunuz, bir de belki onun ile ilgili bir sonuç istiyorsunuz. Öğrenciden beklediğiniz üç bilgi vardır. O üç bilginin her birinin değerinin ne olduğu da bellidir. Değerlendirme talimatlarını yazarak, öğretmenlere dağıtıyorsunuz. Bu şekilde bir öğrencinin kağıdını iki öğretmene okutuyorsunuz, tabi kimlikleri gizli. Onlardan gelen sonuçlar birbiri ile tutarlı olursa o sonucu kabul ediyorsunuz. İki öğretmenden farklı sonuçlar gelirse, o zaman üçüncü bir öğretmen veya bir jüri tarafından okunuyor. Yani değerlendirme sağlıklı bir şekilde oluyor. Birkaç yıl sonra, bilemiyorum bundan sonraki yönetimler ne yönde karar alacaktır, ne şekilde gelişecektir, ama birkaç yıl sonra açık uçlu soruların da yer alacağı bir sisteme geçilebilir. Bu sistem, o alt yapıyı da kuruyor."
Açık uçlu sorulardan öğrencilerin korkmaması gerektiğini dile getiren Yarımağan, "Bugünkü sistemden çok farklı değil. ama bence olumlu etkileri olacaktır. Bütün sınavların hepisini de açık uçlu yapmak şart değil. Bazı sorular gene çoktan seçmeli olabilir. Ama her şeyin çoktan seçmeli olması, eğitim üzerinde olumsuz etki yapıyor. Biz bunları önlemek istiyoruz." dedi. (CİHAN)
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, CİHAN'a 2010 yılında uygulamaya konacak üniversiteye giriş sistemi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Mevcut sistemde iki aşamanın tek bir oturumda gerçekleştiğini hatırlatan Yarımağan, bunun bazı sakıncaları da beraberinde getirdiğine dikkat çekti. Yarımağan, "Öğrenci, 3 saatlik sürede 180 soruya cevap veriyor, ama bu sorular 10-15 ders ile ilgili. Örneğin; öğrenci 10 dakika Tarih, 15 dakika Coğrafya, arkasından 5 dakika Felsefe, biraz Fizik, Kimya, Biyoloji, Psikoloji, Sosyoloji düşünüyor. Bu durum ise ölçme açısından sağlıklı değil." dedi.
Yeni sınavın bu noktada kolaylık getireceğini kaydeden Yarımağan, "Çocuk bilecek ki, bu sınavda sadece Matematik ve Geometri sorularına yanıt verecek. Kendini bu psikolojiye hazırlayacak." diye konuştu.
SORU SAYISI ARTIRILARAK, ÖĞRENCİNİN DERS DÜZEYİNDEKİ BAŞARILARI BELİRLENECEK
Mevcut sistemdeki olumsuzlukların bir diğerini ise ders gruplarının başarısını ölçmek olarak açıklayan Yarımağan, "Hiçbir zaman Fizik, Kimya, Biyoloji başarısını ayrı ayrı ölçmüyoruz. Fizik ve Biyoloji başarılarını aynı kefeye koyuyoruz. Oysa bazı programlar için fizik başarısı daha önemlidir, bazı programlar için Biyoloji başarısı." ifadesini kullandı.
Yarımağan şunları dile getirdi: "Bugünkü sistemde SAY 2 puanı; tıpta, hemşirelikte, matemeatik- fizik- biyoloji bölümünde kullanılıyor. Oysa bu programlar için gerekli olan bilgi ve yetenek birbirinden oldukça farklı olabilir. Örneğin bilgisayar mühendisliğine giden öğrencilerin Kimya, Biyoloji bilgilerinden çok, belki Fizik bilgileri, Mantık bilgileri artı dil bilgileri önemlidir. Tıpa giden öğrenci için Biyoloji ve Kimya bilgileri ön planda olabilir. Biz bu gün aynı ölçüyü kullanırken, yeni sistemde bu programlara giderken farklı ölçüler kullanacağız. Yani puan türünü çok artıracağız. Puanları hesaplarken de ders başarılarını kullanacağız. Örneğin belli bir puan türünde fiziğin ağırlığı yüzde 20 olacak, Kimyanın ağırlığı yüzde 10 olacak. Bir başka puan türünde ise tersine Biyolojinin ağırlığı fazla olacak, Matematiğin ağırlığı biraz daha az olacak. Her yükseköğretim programının ihtiyacı için veya her yükseköğretim programı grupları için farklı puan türleri tanımlayarak, öğrencilerin seçme ve yerleştirme işlemlerinin daha sağlıklı olarak yapılmasını sağlamaya çalışacağız."
Yarımağan, bu konular ile ilgili YÖK'ün üniversitelerin görüşlerini de alarak karar vereceğini anlattı.
"AYNI DERSLERDEN AYNI BİÇİMDE SORULAR SORULACAK"
Öğrencilerin hazırlanması açısından mevcut sistem ile yeni sistem arasında hiçbir fark bulunmadığını aktaran Yarımağan, "Öğrenci hangi alanlardaki programa gitmek istiyorsa, onunla ilgili derslerini iyi öğrenecek. Yani Fen mühendisliğe gitmek istiyorsa; Matematik ve Fen dersleri ağırlıklı olarak değerlendirilecek." şeklinde konuştu.
Yarımağan, şunları dile getirdi: "Aynı derslerden aynı biçimde sorular sorulacak. Hiçbir ek konu yok. Sadece mesela, MAT 2 testi, bir sınavdaydı; biz onu oradan çıkardık. MAT 2 Testini ayrı bir sınav yaptık. Öğrneğin Haziran'da öğrenciler bugünkü MAT 2 testi yerine ayrı bir sınava girecekler. Lise müfredatında olan sorular sorulacak. Soru sayısı biraz fazla olacak. Öğrenciye de 2 puan hesaplıyoruz. Bir Matemetak bir Geomerti puanı hesaplayacağız. Bugünkü sistemde ise Matematik ve Geometriyi karıştırıp, tek bir puan olarak hesaplıyorduk. Niye böyle bir ayrışmaya gittik? Belki Mimarlık fakültesine girerken; Geometri Matematiğe göre daha önemli. Mimarlık ve benzeri programlara girerken kullanılan puan türünde, Geometrinin ağırlığı daha fazla."
"VELİLERDEN ŞİKYET GELDİ AMA HİÇBİR ŞEY ALT ÜST OLMUYOR"
Yeni sistemin açıklanmasının ardından bazı velilerden, 'Çocuğum bir buçuk yıl sonra sınava girecek. Bugünkü sisteme göre hazırlığımızı yapmıştık. Her şey alt -üst oldu.' şeklinde yakınmalar geldiğini aktaran Yarımağan, "Hiçbir şey alt - üst olmuyor." dedi.
Öğrencinin alan seçmesinde ya da hazırlanmasında hiçbir fark olmadığını aktaran Yarımağan, "Tek fark öğrenci tek sınav yerine, ayrı zamanlarda üç sınava girecek. Daha rahat bir ortamda, daha çok soru cevaplayacak. Bunun öğrencinin lehine olduğunu düşünüyorum." ifadesini kullandı.
"MESLEK LİSELİLER İÇİN BEKLENTİNİN ÇOK İLERİ GİTMEMESİ LAZIM"
"Beklentilerin büyük olmasından kuşku duyarım." diyen Yarımağan, 'sınav sistemi değişti, meslek liseliler istedikleri yere gidecekler biçimindeki' bir değerlendirmenin doğru olmadığını vurguladı.
Yarımağan, "Bir kere, bu ikinci sınavda (Lisansa Yerleştirme Sınavları) soracağımız gerek matematik, gerek fen, gerekse sosyal bilimler soruları, öğrencileri lisans programlarına hazırlayan, genel lisenin müfredatına dayalı olacak. Buradaki matematik testinde, meslek lisesinden mezun olan bir öğrencinin başarılı olma şansı çok yüksek değil. Ama, teknik liseden gelen... Bildiğim kadarıyla teknik liseler, lise fen koluyla eşit dersleri okuyorlar. Teknik liseden gelen bir öğrencinin Fen ve Matematik testlerinde başarılı olup, sınavdan iyi bir derece elde etmesi mümkün olabilir, ama örneğin endüstri meslek lisesinin belirli bir alanından gelen öğrencinin o düzeyde başarılı olma şansı yoktur. Meslek liseliler için beklentilerin çok ileri gitmemesi lazım. Tabii ki, çok başarılı meslek liseliler, önlerinde katsayı farklılığından doğan bir engel yok ise veya bu engel küçük ise... Ama bu engel hiç olmasa bile, yani katsayı eşit uygulansa bile, müfredat nedeniyle, okulun amacı nedeniyle meslek liselilerin lisans programlarına gitmesinde zaten zorluk var.
En çekindiğim konu şudur: Diyelim bir meslek liseli öğrenci, bir mühendislik programına gitmek için, matematik ve fen testlerine cevap vermesi lazım. Oysa liselerde okutulan matematik ve fen derslerinin tümünü o meslek lisesinde okumadıysa, bir kısmını eksik okuduysa, bu açığını gidermek için dershaneye giderse, dershaneye gitmesine rağmen başarılı olma ihtimali çok yüksek olmadığı için, hayal kırıklığına uğrayabilir. Zaten meslek lisesinin amacı öğrenciyi mühendisliğe hazırlamak değildir.
Eğitimini başından beri bütünlük içinde gören öğrenci ile böyle tamamlama eğitimi ile eksiklerini gidermeye çalışan öğrencinin durumu birbirinden farklı olur. Öbür öğrenci girişten itibaren belli bir bütünlük içinde. birbiri ile ilişkileri ile öğrendiği için, o bilgileri daha iyi hazmetmiştir. Eksiğini dershanede kısa sürede gidermeye çalışan öğrenci, aynı şansa sahip değildir. Sınav sistemi değişti herkes her istediği yere gidecek, şeklindeki beklenti, bence gerçeği yansıtmıyor. Ve öğrencilerde gerçekçi olmayan bir beklenti oluşturabilir. Ben bunu tehlikeli bulurum."
ORTAÖĞRETİM BAŞARISININ SINAV PUANINA NE TÜRLÜ KATILACAĞINA YÖK KARAR VERECEK
ÖSYM Başkanı Yarımağan, 0.3 ve 0.8 katsayıları ile ilgili ise, ortaöğretim başarısının bir şekilde yerleştirme puanına dahil edilmesi gerektiğini kaydetti.
Yarımağan, "Sınav puanı belirlendikten sonra, bunun üzerine, ortaöğretim başarı puanı bir türlü, belirli bir katsayı ile çarparak, eklenmesi lazım. Ama bu farklı katsayılar ile çarpılır, aynı katsayılar ile çarpılır, bugünkü katsayılar aynen korunur ya da değiştirilir... Yasa diyor ki, üniversiteye girişte ortaöğretim başarısı belirli bir biçimde dikkate alınır. Dolayısı ile katmak zorundayız. Yasa değişitirilmediği sürece katılması gerekli. Ama nasıl katılacağı YÖK'ün yetkisinde. O konuyla ilgili bir karar ise alınmadı." dedi.
ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 99'U SINAVLARIN İKİSİNE VEYA BİRİNE GİRECEK
Mevcut sistemde öğrencilerin istedikleri alandaki testleri cevaplayabildiklerini hatırlatan Yarımağan, şunları söyledi: "Ama bunun üzerine ortaöğretim başarı puanı düşük bir katsayı ile eklendiği için, şansı çok düşük oluyor. Bugünkü sistemde de isteyen aday MAT 2 testini, isteyen aday FEN 2 testini cevaplıyor. Yeni sistemde de 5 sınav. Bu sınavın saatlerini ayrı ayrı günlere koyacağız. Normal koşullarda, öğrencilerin yüzde 99 u bu sınavların ikisine veya birine girecek. Sadece yabancı dil puanı ile öğrenci alan programlara gitmek isteyen birine girecek. Büyük kısmı ikisine girecek. Ama içlerinden üçüne girenler az miktarda olabilir. Veya kendini denemek isteyen, değişik düşüncesi olup ta beş sınavın beşine de girmek isteyen çok az sayıda öğrenci olabilir. Ben bunları istisna olarak değerlendiriyorum."
BU SİSTEMDE DERSHANEYE İLGİ ARTMAZ YA DA EKSİLMEZ
Sınav sayılarının artmasının dershaneye ilgiyi artıracağı anlamına gelmeyeceğini söyleyen Yarımağan, "Bugünkü sistemde 10 fizik sorusu soruyarsak, yeni sistemde belki 40 fizik soru soracağız. 10 fizik sorusu yerine 40 fizik sorusu soracağız diye, öğrencinin dört katı fazla çalışmasına gerek yok. Sınavlar iki ay içinde yapılacak. Mesela ilk sınava Nisan ayında, ikinci sınava Haziran'ın 20'sinde ve 25'inde girecek. Ortaöğretimde yapıldığı gibi, lise 1, lise 2, lise 3'te bir sınav, liseyi bitirdikten sonra bir sınav yaparsanız, öğrenci dört yıl dershaneye gitme ihtiyacı duyabilir. Biz bütün sınavları lise bitiminde yapıyoruz. Cevaplayacağınız soru sayısının artması, hazırlanma sürecinde değişiklik yapmanız anlamına gelmez. 3 soru için 3 saat çalışıyorsanız, 6 soruya cevap vermek için 6 saat çalışmazsınız, yine 3 saat çalışırsınız. Dolayısı ile bu sistemin dershaneye olan ihtiyacı artırması ya da eksilmesi gündemde olmamalı." şeklinde konuştu.
"AÇIK UÇLU SORULARLA SINAV YAPMANIN ALT YAPISI OLUŞTURULUYOR"
Yarımağan, yeni sistem ile açık uçlu sorular ile sınav yapmanın alt yapısının oluşturulduğun aktardı.
"Bu sistemin ikinci çıkış noktası, hemen olmasa bile birkaç yıl sonra açık uçlu sorularla sınav yapmanın alt yapısını oluşturalım." diyen Yarımağan, "1.5 milyon kişinin girdiği bir sınavda, açık uçlu soru sormak mümkün değil. Ama sınavları birbirinden ayırdığımızda, bizim beklentimiz, Matematik sınavına yaklaşık 500 bin kişi girecek, Fen sınavına 300 bin kişi girecek. 300 bin kişiye yaptığımız bir sınavda, açık uçlu soru sorabiliriz. Kısa cevaplı, açık uçlu sorular sorabiliriz." şeklinde konuştu.
Dünyada bütün sınavlarını çoktan seçmeli test usulü ile yapan tek ülkenin Türkiye olduğunu kaydeden Yarımağan; bu nedenle öğrencinin sentez yeteneğinin hiç gelişmediğini, analiz yeteneğinin ise kısmen geliştiğini belirtti. Yarımağan, "Dolayısı ile öğrenci üniversiteye yetersiz gidiyor." dedi.
Açık uçlu sorularda, öğrenciden nasıl düşünüp, hangi işlemi yapıp, hangi sonucu bulduğunu yazmasının beklendiğini aktaran Yarımağan, değerlendirmenin de objektif bir biçimde yapılabildiğini söyledi.
Yarımağan şöyle devam etti: "Örneğin, biz bugün test sorularında 'şu koşullarda şu kadar parayı bankaya yatırırsanız, üç ay sonra ne kadar faiz elde edersiniz' diyoruz. Altına da şık olarak yazıyoruz: 200 lira, 300 lira, 500 lira. Açık uçlu olduğunda, buna benzer küçük bir soru yine sorulabilir ama altına şıklar yazılmaz. Öğrenciden şu beklenir: Aylık faiz şu kadar olduğu için, bir yıl içinde şu kadar faiz getirir. İkinci yıl da şu kadar faiz getirir. Bunun toplamı da şudur. Yani, belki üç satır ile cevap verecektir. Bunun değerlendirmesinde de öğretmenler için talimat hazırlanıyor. Şu ara sonucu yazana bir puan, şu ara sonucu yazana iki puan, ana sonucu yazana da 3 puan. Toplam sorunun cevabı 5 puan. Kime 5 puan, kime 2 puan, kime 3 puan verileceği kesin kes belli. Şu savaşın sonunda kimler arasında hangi anlaşma yapılmıştır diyorsunuz. Bir hangi devletler arasında yapıldığını yazmasını istiyorsunuz, bir tarihini istiyorsunuz, bir de belki onun ile ilgili bir sonuç istiyorsunuz. Öğrenciden beklediğiniz üç bilgi vardır. O üç bilginin her birinin değerinin ne olduğu da bellidir. Değerlendirme talimatlarını yazarak, öğretmenlere dağıtıyorsunuz. Bu şekilde bir öğrencinin kağıdını iki öğretmene okutuyorsunuz, tabi kimlikleri gizli. Onlardan gelen sonuçlar birbiri ile tutarlı olursa o sonucu kabul ediyorsunuz. İki öğretmenden farklı sonuçlar gelirse, o zaman üçüncü bir öğretmen veya bir jüri tarafından okunuyor. Yani değerlendirme sağlıklı bir şekilde oluyor. Birkaç yıl sonra, bilemiyorum bundan sonraki yönetimler ne yönde karar alacaktır, ne şekilde gelişecektir, ama birkaç yıl sonra açık uçlu soruların da yer alacağı bir sisteme geçilebilir. Bu sistem, o alt yapıyı da kuruyor."
Açık uçlu sorulardan öğrencilerin korkmaması gerektiğini dile getiren Yarımağan, "Bugünkü sistemden çok farklı değil. ama bence olumlu etkileri olacaktır. Bütün sınavların hepisini de açık uçlu yapmak şart değil. Bazı sorular gene çoktan seçmeli olabilir. Ama her şeyin çoktan seçmeli olması, eğitim üzerinde olumsuz etki yapıyor. Biz bunları önlemek istiyoruz." dedi. (CİHAN)
Nokia 6300 Hareketli Tema (Tr)
Arkadaşlar kendim de bizzat kullanıyorum tema gerçekten çok hoş..Her saate göre değişik renklere bürünüyor..Gece olunca baykuş gözleri parlıyor ekranda,sabah saatlerinde de havada tüyler uçuşuyor..Tema gayet sade olduğu için telefonunuzu da kasmıyor..Ayrıca menü simgeleri gerçekten çok estetik indirin pişman olmayacaksınız..
http://rapidshare.com/files/135063836/Favorim.rar.html
http://rapidshare.com/files/135063836/Favorim.rar.html
8 Temmuz 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)